9 Temmuz 2016 Cumartesi

Ebediyen Güzel

Görmek ve görülmek
 Beynimiz görme yetimizi % 80 oranında etrafını çevreleyen bilgilerle yürütebilir ve sadece bazı güneş gözlükleri görmeyi ve görebilmeyi garanti edebilir. Aviator 3025'in yaptığı gibi. Ray-Ban bu modeli 1936/37 yıllarında askeriye için tasarladı. Dünya, General Douglas MacArthur'u 1940 yılında gözlükleri ile bir fotoğrafta gördü ve bu güneş koruyucusunun sadık bir fan kitlesi oluştu. 1980'lerde bu gözlükler ünlü bir aksesuar haline geldi çünkü hiç kimse 1984 yılında yapılan Grammy Ödülleri'nde, Catherine Hepburn'e saygısından dolayı gözlüklerini çıkaran Michael Jackson'ı unutmadı.
 Daha sonra 1986 yılında bu gözlüklerin Top Gun filminde kullanılması onları dünya çapında bir ikon haline getirdi. Tasarım ikonu haline gelen gözlükler, yıllar sonra Kate Moss ve Johnny Depp gibi ünlü model ve oyuncular tarafından kullanıldı.
  
Hislerinizi dinleyin
 Görme duyumuzdan daha hassas olan duyumuz işitme duyumuzdur. İnsanların gördükleri ve duydukları şeyler arasında güçlü bir ilişki vardır. 1950'lerin sonuna doğru "jukebox" icat edildi. Jukebox'ın tasarımı tüm duyularımızı uyandırmak için tasarlandı. Amerikan Gls tüm dünyanın bu icadı öğrenmesini sağlıyordu. 40 yıllık çalışmadan sonra Wurlitzer, televizyon ve sinemaya uyumlu olan yeni sürüm "One More Time"ı dünya ile tanıştırdı.

Tarihi altın değerinde olan parfüm
 Koku duyumuz sempatiyi ve antipatiği birbirinden ayırır. Birçok nedenin sonucunda Channel N°5, tüm zamanların en popüler parfümü haline geldi. Marilyn Monroe bu parfümü sevdi. Andy Warhol ise Channel N°5'in kumaş ekranını üretti ve bunu yaparken parfümü kült statüsüne yükseltti. Birkaç sene öncesine kadar dünya diğer en çok satılan parfümleri pazarın dışına çıkarırken, Channel N°5 'in büyüsü dokunulmaz kaldı. Tahminlere göre, hâlâ her 30 saniyede bir şişe satılıyor ve neredeyse ilk üretilen şişenin üzerinden 100 yıl geçti.
  
Lezzet ikonu
 Bu küçük fırınlanmış tatlılar Marcel Proust'un "Kayıp Zamandaki Araştırma" eserinden beri biliniyor. Madeleines yani makaronlar lezzetin ikonu haline geldi. Bu tatlı ikramların tarihi orta çağa kadar dayanıyor ve şaşırılacak işlere imza atmışlardır. Paris'teki Ladurée Pastanesi önünde pek çok soylunun, makaron alabilmek için pastanenin önünde kuyruk oluşturduğu biliniyor. Makaronlar aynı zamanda tamamen el işi olan son ürünler ve durum onların kesinlikle lüks olmasını sağlıyor. Fransız bademli lokmalar Sofia Coppola'nın 2006 yılındaki Marie Antoinette'den sonra 5 çayı masalarının olmazsa olmazları arasına girmiştir.

Tasarımın en rahat hali
 Ray und Charles Eames tarafından 1956'da tasarlanan "Lounge Chair" 1960'dan beri New York Güzel Sanatlar Müzesi'nde kullanılıyor. Bill Wilders'a sunulan bu hediye batı dünyasında en çok imrenilen mobilya unvanını da aldı. Bugün bile "Lounge Chair" statünün ve fonsiyonun somut örneğidir. Başarının 2 büyük ikonu olan Steve Jobs ve Bill Gate "Lounge Chair" için 1991 yılında bir araya geldi. Sanat tarihi profesörü ve "Emerita Professor for Art History" kitabının yazarı olan Martin Eidelberg bu şöhretin koltuğun rahatlığından dolayı yayıldığını söylüyor.
  
İçgüdüsel olarak şık
 "Altıncı his" içgüdüye bir örnektir. Altıncı his göremediğiniz, duyamadığınız, koklayamadığınız, dokunamadığınız her şey anlamına gelebilir ve henüz sadece sezgisel anlamda doğru kabul edilir. Altıncı his, bir görüşün hayallerde kalmasına veya tarih kitaplarında hatırlanabilir olmasına karar verir. 1963'teki 6600 kilometrelik Spa-Sofia-Liege uzun mesafe ralli ki o zamanlar dünyanın en zor yarışı olarak kabul edilirdi. "Pagoda" yarışı bitirebilen araçların arasında hep ilk sırada yer alırdı. Mercedes-Benz 230 SL 110 kW gücündeki motoruyla 200 km/saat hıza ulaştı.

Zarafetin tapınağı
Pagoda'nın güzelliği efsanevi kalmıştır. Belirgin çizgili ve hafif içbükey açılır kapanır tavanı yeni otomotiv çağının çıtasını yükseltti. 230 SL, 1950′lerde yuvarlaklık ve eğrili yapısından uzaklaştı ve 1960'lı yıllarda daha erkeksi ve ağır bir görünüme kavuştu. Fransız gazetesi L'Equipe, içbükey sabit üst tasarımı ile Uzakdoğu Tapınakları arasındaki benzerliklerden esinlenerek "Pagoda" adını yakıştırdı.