17 Ağustos 2016 Çarşamba

3.Çeyrek DÜNYA PİYASALARI GÖRÜNÜM RAPORU ARTIK TAMAM FED’in hareketi belirleyici olacak mı?

3.Çeyrek DÜNYA PİYASALARI GÖRÜNÜM RAPORU
         ARTIK TAMAM FED'in hareketi belirleyici olacak mı?

 

Raporun Bölümleri:

Yolculuğa hazırlık:
FED faizleri bu çeyrekte artıracak mı? Haziran ayında yapılan Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısı belirsizlik üzerine yapılmış bir yüksek lisans gibiydi, ancak önceki FED başkanı Ben Bernanke'nin Mayıs 2013'te bahsettiği varlık alımı azaltımı ile başlayan adeta bitmek bilmeyen bekleyiş, sonunda nihai sonucuna yaklaşıyor.
Merak edilen tek şey kararın tarihi. Eylül o ay olabilir. Ortak görüş bunu fiyatlarken, Ekim'i geride bırakıyor ve belki de Aralığı en muhtemel ay olarak görüyor. Dünya Bankası'nın faiz artışının 2016'ya kadar erteleneceği çağrısı FED'de yankılanmayacağa benziyor.
Daha da önemlisi, bunun yakın gelecekteki herşeyi içeren bir olay olup olmayacağını veya bizi 2016 ya da daha sonrasına atan faiz artış patikasının bir parçası olup olmayacağını bilmemiz gerekiyor.
Bu tamamen piyasada oluşabilecek strese bağlı olabilir. Buna rağmen normalleşme süreci artık başlamalı. Bu nedenle Saxo Bank, bulanık suları geçerken doğru rotayı bulabilmek için en iyi strateji uzmanlarını bir araya getiriyor. Açıkça FED hareket etmek istiyor. Şimdi zamanlamayı doğru yapmak, belki de her zaman olduğundan daha önemli.
 

Bir tek…
Fed normalleştirme taraftarı, ancak ekonomik veriler bir faiz artırımını tam olarak desteklemiyor. Sonuç olarak bu sıfıra gecikmeli bir geçişe neden olabilir. Tek seferde bitirmek mi? 2015'in ikinci yarısına girerken yanıtlanması gereken temel soru bu. Merkez Bankası tek bir faiz artırımı mı yapacak, yoksa uygun bir faiz artırımı döngüsünü mü benimseyecek?
MİNİMUM ACI
Sorunun yanıtı evet ise, piyasalar Fed'in "şimdilik bu kadar" mesajını alacağından dolar zayıflayacak ve bu da 2015'in ikinci yarısında beklenen büyüme hızı artışına son veren anapara marjinal maliyetinin artmasıyla desteklenecektir. Daha sonra emtiaların ve altın/gümüş'ün diğer varlık sınıflarına göre çok iyi bir performans göstermesini bekleyeceğiz. Yanıt hayır ise, Fed sonraki 24 ay boyunca birçok defa faiz artırımı yapacak ve Fed fonları 2018'e kadar %2.0 seviyesine gelecektir . Son dokuz yıl boyunca sıfıra doğru ilerleyen faiz oranları düşünüldüğünde bu oldukça dramatik bir değişikliktir. Bu da aşırı derecede dalgalanmaya ve sadece uzun pozisyonlardan oluşan klasik portföyler için olumsuz performansa yol açacaktır.
Kişisel olarak, bırakın dünya ekonomisini, ABD ekonomisinin bile faiz artırımının sonuçlarını kaldırabileceği konusunda kaygılıyım ve bu da kişisel olarak minimum acı verecek olan "evet" seçeneğini tercih etmeye itiyor. Tabii ki burada Fed faiz artırımının ardından olacakları tahmin ediyorum. Buna henüz resmi olarak karar verilmedi, ancak merkez bankası bize defalarca normalleşme sürecine 2015 yılında başlayacağını yüksek sesle belirtti.
Fed faiz oranlarını daha uzun süre boyunca düşük seviyede tutmanın sağlayacağı toplam avantajın "balonlar" yaratmanın veya merkez bankasının deyişiyle "varlık enflasyonu" yaratmanın maliyetinden daha düşük olacağını hissediyor. Neden Fed'in "tek seferde bitirme" yaklaşımını benimseyeceğini düşündüğümü size şöyle açıklayabilirim:
Fed'in yaptığı açıklamalardan yararlanarak Fed'in para politikası kararını "tahmin etmek" için basit bir model oluşturdum:
• %2 enflasyon hedefi.
• Stabil işsizlik (%4-5 enflasyonsuz işsizlik).
• Bunlardan sonra "en iyi senaryoda" uzun vadeli büyüme oranı %3 (GSYİH)
"Fed varlık enflasyonuna ('balonuna' olarak okuyun) dayanarak çok gevşek para politikasının nihai başarısızlığını hafifletmek istiyor"
Bu eşitliği şu şekilde okuyabilirsiniz: (enflasyon hedefi +uzun vadeli büyüme) -(işsizlik) = %2 enflasyon +%3 GSYİH -%5 işsizlik = %0.
Bu durumda yüzde sıfır nötr durumu veya "Nirvanayı" temsil ediyor:
Fed bu eşitlik %1.0'ın üzerinde olduğunda faizleri artıracak, eksi %1.0 altında olduğunda faizleri düşürecektir:
Bu grafik tarihi verileri kullanarak açık bir şekilde Fed'in faiz artırımı yapmaya hazır olmadığını göstermektedir, ancak ABD merkez bankası buna rağmen faiz artırımı yapacağını belirtiyor…
Bu nasıl mümkün olabilir? Bu esas olarak tüm varlıklar için teminat tamamlama çağrısı anlamına geliyor. Fed varlık enflasyonuna ('balonuna' olarak okuyun) dayanarak çok gevşek para politikasının nihai başarısızlığını hafifletmek istiyor. Başka bir ifadeyle, ilk faiz artırımı verileri değil, politikayı temel alacak. Bu da Eylül ayını Fed'in harekete geçmesi için ideal zaman haline getiriyor.
Büyüme yoksa başarı da yok Çeyrek GSYİH rakamları çok daha düşük bir büyümeye işaret ederken, zayıf veriler kesinlikle ABD ekonomisinin içinde bulunduğu durumun nedenidir. Buna Çin'deki büyümenin bir çöküş içine girmek üzere olduğunu ve Avrupa'nın da (biraz iyileşme gözükse de) hayal kırıklığı yaratmaya devam ettiğini eklediğinizde, büyümeyle ilgili büyük resim daha da netlik kazanıyor.
Küresel büyüme bir kez daha büyülü %3.0 sınırını aşmakta başarısız olacak; doğrusunu söylemek gerekirse, Saxo Bank makro ekonomisti Mads Koefoed ABD'nin (faizlerde yükselme olmazsa ) %2.4'lük, Avrupa'daki %1.8, Çin'deki %6.7 ve Japonya'daki %1.0'lık büyümeyi dikkate alarak %2.4'lük bir global büyüme tahmin ediyor.
Bu, özellikle de bu ekonomilerde girdi maliyetlerinin 2013 ve 2014 yıllarındakinden önemli ölçüde düşük olduğu düşünüldüğünde, oldukça kötü bir rakam. Avrupa için Saxo Girdi Maliyet Modeli:
Koefoed'in belirttiği gibi, 2. yarıda çok daha iyi bir veri göreceğiz, ancak tabanın çok düşük olduğunu ve bundan dolayı bunun çok yavaş ve ezici bir süreç olduğunu unutmayın. Reform azlığından dolayı yeterince hızlı olmayan bir süreç söz konusu.

Mutlak sıfır noktası:
Sıfır büyüme, sıfır enflasyon ve sıfır reformdan oluşan bir ekonomik kurgudan geliyoruz. ileriye baktığımızda, bu çok basit bir sonuca varmamıza neden oluyor: Çoğu varlığın beş yıllık beklenen getirisi sıfır, dolayısıyla sıfır büyümeden uzaklaşmak reformlar olmadan oldukça sancılı olacaktır ve enflasyon da yukarı yönlü bir sürpriz yapabilir.
2015'e girerken, piyasa beklentisi tam bir deflasyon korkusuna dönüştü. Bu Avrupa Merkez Bankası'nın 2014'ün 1. Çeyreğinde asla enflasyon yaşanmayacağını belirttiği (tabii ki sadece 2015'in 1. Çeyreğinde nicel gevşeme yapabilmek için) 2014 yılının tam tersiydi. Ancak, en önemli nokta, halen enflasyon "beklentilerinin" artmaya devam etmesidir. Burada söz konusu olan enflasyon değil, enflasyon beklentisidir.
10 yıllık başa baş oranlarına göre ölçülmüş enflasyon beklentileri:
Bu grafik açık bir şekilde "vade priminin" veya beklenen enflasyon ödemesinin yıl boyunca dramatik olarak arttığını gösteriyor. Bu da enflasyonun büyümeden daha hızlı arttığı anlamına geliyor ki bu da bana 10 yıllık ABD ve Alman tahvil getirilerinin en düşük seviyeden
100 baz puan arttığını göreceğimizi düşündürüyor. Daha yüksek anapara maliyeti, anapara marjinal maliyeti artışları borçluların yükünü artırdığından, büyümeyi daha da büyük ölçüde engelleyecektir. Almanya'nın 10 yıllık tahvil gelirleri gelecekteki enflasyonda şimdiden fiyatlandı:
Buradan varılacak tek sonuç, bu yıl şu ana kadar elde edilen veriler ve politika yapıcıların ileriye dönük hareketleri 1. Yarının tahvil piyasası için bir erken uyarı sinyali olduğunu açık seçik ortaya koymasıdır.
DEĞİŞİKLİKLER yolda:
Onlarca yıldır süren düşük getiri ve enflasyon döngüsünün son aşamasındayız. Sıfır noktasında hiçbir şey çalışmıyor. Nasıl ki sıfır derecede su donarsa, ekonomiler için de aynı şey geçerlidir.
Uyarı şu şekilde: Getiriler konusunda uzun soluklu bir değişiklik yaşamak üzereyiz. Bunun yolu büyük ihtimalle yıl sonuna kadar daha yüksek faiz oranlarından geçecek ve daha yüksek anapara maliyeti ile birlikte ekonomilerde artan girdi maliyetleri – emtialar, enerji ve anapara – büyümeyi sona erdirecek ve Avrupa ve ABD'yi yeniden sıfır büyümeye doğru götürecek (ve belki de bir kez daha getirilerde en düşük seviyeler görülecek).
Ancak, bu noktadan itibaren, hem ekonomide hem de mikroekonomiden gerçek iyileşmeler göreceğiz: küçük ve orta büyüklükteki şirketler yeniden borç almaya başlayacak, parasal toplamlar yükselecek ve maaşlar bu döngü içerisinde ilk defa yavaş yavaş artacak.
2015'e umutlu bir şekilde başlayıp daha sonra 2016 yılının başlarında döngünün en altından ekonominin aşağıdan yukarıya doğru iyileşmesini beklemek yanlış bir başlangıç olacaktır (makro tabanlı olmak yerine yukarıdan aşağı yaklaşım).
İyi haber, iş döngüsünün neredeyse sekiz yıllık kış uykusundan çıkıp yeniden etkinleşecek olmasıdır ki bu hem istihdam, hem ekonominin bütünü, hem de büyüme için iyi bir şeydir. Kötü haber ise bu uzun soluklu değişiklikle birlikte, paranın hisse senedi ve tahvil piyasalarından reel ekonomiye akmasını gerektirmesi, bunun da beklenen getiriyi sıfırda bırakması ve bir yan ürün olarak ise oldukça yüksek dalgalanmalar yaratmasıdır.
Yeniden temellere inecek ve anaparayı, anaparanın marjinal maliyetine dağıtacak ve makroekonomi ile daha az meşgul olacağız. Yazımı her zamanki gibi tüm zamanların en sevdiğim politikacılarından birisi olan Winston Churchill'in bir sözüyle noktalayacağım:
"Başarı nihai değildir, başarısızlık ölümcül değildir; önemli olan devam etme cesaretidir."
 
Zorlu Yol:
Petrol fiyatları ve altın son zamanlarda bir aralığa sıkıştı. Ancak petrolün düşüşünü kovalayan yatırımcılar artan Opec ve düşen ABD üretiminin fiyatları yukarı tırmandıracağını umarken, aynı zamanda ABD'de yapılacak faiz artırımı altın için bir alım fırsatı ortaya çıkartabilir.
Emtia piyasalarının, enerji piyasası başta olmak üzere, yıla oldukça zorlu bir başlangıç yapmalarının ardından 2015'in ikinci çeyreğini istikrara kavuşmaya çalışmakla geçirdi. Destek seviyesini bulduktan ve güçlü bir şekilde toparlandıktan sonra, küresel petrol fiyatları sonunda Opec'in üretimi artırmasına olanak verecek bir aralığa oturdu, ancak bu ABD üretiminde bir yavaşlamanın ortaya çıkmasına engel olmaya yetmedi.
Artık o kadar da DEĞERLİ DEĞİL
Değerli metaller, özellikle de altın, birkaç ay boyunca bir aralık içerisinde seyretti ve birçok olaydan dolayı inişler ve çıkışlar yaşandı. Burada en önemli faktörler, ABD ekonomisinin genel görünümü ve ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımına ne zaman başlayacağı yönündeki tahminler oldu. Yunanistan ile ilgili meselelerde artan belirsizlikten ve daha sonra da devlet tahvili piyasalarındaki artan dalgalanmadan ve likidite eksikliğinden kaynaklanan destek bu olumsuz beklentilerin karşısında yer aldı. Bu da yetmezmiş gibi, ABD doları emtialarda negatif korelasyona neden oldu. Dolarda yıl boyunca süren yükselişin ardından Nisan ve Mayıs aylarında görülen zayıflık bu süre zarfında emtialardaki yükselişin ardındaki önemli etkenlerden birisi oldu; doların gelecekteki yönü de hammadde fiyatlarında önemli bir etken olmaya devam edecek.
ABD ekonomik verileri zayıf bir ilk çeyreğin ardından iyileşmeye devam ederken, ABD'de 2006'dan bu yana yapılacak olan ilk faiz artırımı da yaklaşıyor. Üçüncü çeyrekte Fed başkanı Janer Yellen'ın likidite musluklarını kapamasını bekliyoruz. Bu, özellikle dolara yapacağı etkiden dolayı, emtialar için kısa vadede çok önemli bir faktör olacak.
Opec pompalamaya devam EDİYOR
Petrol üreticileri Pazar payı için savaşmaya devam ediyor ve ikinci çeyrek sona ererken Opec üstünlüğü ele geçirmişe benziyor. Kartel 2015'in ilk yarısında üretimi günlük 1 milyon varil artırırken. –ve böylece daha önceden üzerinde anlaşılmış olan günlük 30 milyon varil üretim hedefini görmezden gelirken- ABD kaya petrolü üreticilerinin üretimi yavaşlamaya başladı.
EIA (ABD Enerji Bilgi Kurumu) Temmuz ayında büyük kaya petrolü bölgelerinde üretim seviyelerinin Ocak ayından bu yana en düşük seviyeye ineceğini hesapladı. Kuruluş bu trendin üretimin sekiz yıllık bir süre içerisinde ilk defa düşmesinin beklendiği 2016 yılına kadar devam etmesini bekliyor.
Petrol FİYAT duyarlılığı
Ancak, Opec'in ABD'li üreticileri baskı altına alırken üretimi artırmak konusundaki başarısı, artan fiyat duyarlılığı anlamına geliyor. Birçok büyük ABD'li üretici ABD enerji sektöründeki maliyet düşüşünün çok daha düşük başa baş fiyatlarının oluşmasına neden olduğunu belirtiyor. Varil fiyatı $65 veya daha yukarısında olan WTI ham petrol, kazılmış ancak henüz tamamlanmamış olan yüzlerce petrol kuyusunu faaliyete geçirecek ve böylece ABD'de üretim artışı tahminlerinin değişmesine neden olacaktır.
Önümüzdeki aylarda ve gelecek yıl, Opec ABD petrol üretiminin yavaşlamaya devam etmesini ve küresel talepteki devam eden artışın sonucunda ABD'de üretim artsa bile aşırı arz riskinin ortadan kalkmasını ve nihayet fiyatların daha yukarı çıkmasını umuyor.
Dolayısıyla, petrol konusunda zorlu bir yoldan geçilmesi beklenebilir. İçine bulunduğumuz çeyreğin sonuna doğru rafineri talebi azalırken arzın artması riskinden dolayı yukarı yönlü potansiyelin sınırlı olduğu görülüyor, dolayısıyla kısa vadeli risk aşağı yönü gösteriyor.
Bu çeyrek boyunca Brent ham petrolün varil fiyatının genellikle 55-70$ bandında, WTI ham petrolün varil fiyatının ise 50-65$ bandında seyrettiğini görüyor ve aşağı yönlü riskin bu periyodun sonlarına görülmesini bekliyorum.

Tek seferde BİTİRMEK Mİ?
ABD'de yapılacak olan ilk faiz artırımının zamanlaması hakkındaki bu soru, altın yatırımcılarının son birkaç senedir hep tahminler yürütmesine neden oldu. Ocak ayında İsviçre Merkez Bankası'nın kararından dolayı tetiklenen yükseliş ve sonrasındaki uzun likidasyon süreci bir kenara bırakılırsa, altının ons fiyatı bu yıl $1,200 civarında oldukça dar bir aralık içinde kaldı.
ABD'nin iyileşen konut ve istihdam verilerine göre, 2015'in üçüncü çeyreğinde Federal Açık Piyasa Komitesi'nin sonunda belirsizliği ortadan kaldırıp oranları normalleştirmeye başlayacağına inanıyorum.
Ben de dahil olmak üzere analistleri görüş ayrılığına düşüren şey ise bundan sonra ne olacağı sorusudur. Bu birbirini takip eden bir faiz artırımı zincirinin ilk halkası mı olacak, yoksa 'tek seferde bitirilecek' mi?
Altına hücum
Küresel hisse senetleri açısından oldukça iyi geçen bir ilk çeyreğin ardından, bir sonraki çeyrek çok daha zor oldu. Aynı zamanda, güvenli devlet tahvilleri piyasalarında normalde çok daha riskli varlıklar için söz konusu olan dalgalanmalar gördüm.
ABD'de ilk faiz artırımının son birkaç yıldır birçok yatırımcıyı alternatif yatırım araçları aramaya iten belirsizliği ortadan kaldırarak altın için bir alım fırsatı yaratmasını olası görüyorum.
Ortaya çıkan enflasyon işaretleri ile birlikte hisse senetleri ve güvenli liman olarak değerlendirilen bir başka varlık olan tahvillerin yönü hakkında artan belirsizlik yatırımcıları altın hakkındaki düşüncelerini gözden geçirmeye ikna edebilir. İki büyük bilinmeyen ise doların yönü ve Çin hisse senetleri piyasasında oluşan balonun eğer patlarsa değil, ne zaman patlayacağıdır. Dolardaki toparlanmanın kaldığı yerden devam etmesi piyasaya ters etkide bulunurken, Çin'den gelecek bir düzeltme destek sağlayabilir.
Yukarıda bahsettiğim faktörlerden bazıları gerçekleşene kadar altının yatay seyrini devam ettirmesini bekliyorum. Bu süre zarfında, altın bir kez daha aşağı doğru hareketlenebilir. Ancak benim görüşüme göre, ons fiyatı 1,090$ ile sınırlı olan bu aşağı yönlü hareket ile Kasım 2014'te kaydedilen en düşük seviye olan ons fiyatı 1,032$ seviyesinin altına yönelen tüm hareketlenmelerin alıcı bulacağını düşünüyorum.
"Altının yılı 1,275$ seviyesinde tamamlayacağı tahminimi sürdürüyorum ki bu mevcut tahminlerin bir miktar üzerinde"

Değerli Metaller
Boğa Ayı
Hisse senedi piyasasında, özellikle de Çin'de, düzeltme Artan reel getiriler Devlet tahvillerinde artan dalgalanmalar
Çin ve Hindistan'da fiziksel talep eksikliği
ABD faiz artışları ve daha sonra ekonomi durdukça yaşanacak duraklamalar
Federal Açık Piyasa Komitesi'nin faizleri daha hızlı ve beklenenden daha çok artırması
Jeopolitik olaylar/kaygılar Doların yeniden güçlenmesi
Petrolün etkisi giderek azaldıkça ve maaş baskısı arttıkça görülmeye başlanan enflasyon işaretleri
 
Faiz artırımı yolda…
ABD Merkez Bankası'nın faiz artırımı giderek yaklaşıyor, ancak uzmanlar bunun tam olarak nasıl gerçekleştirileceği noktasında farklı düşüncelere sahip.
Ünlü Grexit konusu 2015 yılının ikinci çeyreğinde de manşetlere hâkim oldu ve böylece ABD'nin on yıldan uzun bir sürenin ardından ilk defa gerçekleştireceği faiz artırımı ikinci sayfaya itildi. Ancak faiz artırımı yaklaştıkça, ABD Merkez Bankası başkanı Janet Yellen giderek daha çok ön plana çıkıyor. 
ABD ekonomisi 1. Çeyrekteki (artık bilinen) kasvetli zamanlarının ardından yavaş ancak istikrarlı bir şekilde yeniden rayına oturuyor ve şimdi artık yanıtlanması gereken soru, Merkez Bankası Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) faiz artırımı yapıp yapmayacağı değil, bunu ne zaman yapacağı. Alacağınız yanıt, bu soruyu kime sorduğunuza bağlı. Piyasa biri Eylül, diğeri Aralık aylarına basan iki ayak üzerinde duruyor gibi. Ben aşağıdaki nedenlerden dolayı 'Eylül ayı grubundayım':
FOMC'nin fiyat istikrarı ve istihdamdan ibaret olan ikili direktifinin gereği halen tam olarak yerine getirilemedi; zira enflasyon hala %2 hedefinin oldukça altında; zira tercih edilen enflasyon ölçüm şekli olan çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları endeksi Nisan ayında yıllık %1.2 seviyesinde.
Güçlü ABD doları 3. Çeyrekte de enflasyonu sürüklemeye devam edecek, ancak yine de artan fiyat baskılarının işaretleri bulunuyor:
Bunların başında ise, Mayıs ayı boyunca saatlik kazançlar %2.3 artarken, 1. Çeyrekte %2.6 ile altı yılın en yüksek seviyesine çıkan iş gücü maliyeti endeksi geliyor. ABD'de hane halkı giderek daha da umutlu bir hale geliyor, %50 civarında bir kısım önümüzdeki 12 ayda gelir artışı bekliyor; 2009-2013 arasında bu oran %40 idi. Bu da maaşlar üzerine baskı yapıyor ve gelişen işgücü piyasası dikkate alındığında bu hiç de küçümsenecek bir oran değil.
FOMC'nin ikili direktifi bu yönüyle kendi başına faiz artırımına çağrıda bulunuyor, ekonomiye yılın ilk beş ayında 1.1 milyon yeni iş imkanı eklendi, işsizlik oranı %5.5 oldu ve katılım oranı arttı. Bazı FOMC üyeleri Mart ayı istihdam verilerinin bir sinyalden ibaret olup olmadığını görmek istiyorlardı ve Mayıs ayı verilerinde istediklerini aldılar. Bununla birlikte, açık bir şekilde olmasa bile, artan fiyat baskıları FOMC'yi Eylül ayında bir faiz artırımına itecektir.
Avrupa Merkez Bankası başkanı Mario Draghi'nin de önünde birçok mesele var, ancak bu meselelerin doğası tamamen farklı; zira Yunanistan'ın Euro bölgesini terk etmesi ihtimali giderek büyürken, büyük bağımsız tahvil getirileri yükseldi ve Almanya'nın 10 yıllık tahvilleri 2. Çeyrekteki %0.2'den %0.8'e yükseldi.
Şu ana kadar Draghi getiri artışlarını herkesin kabul etmesi gereken bir şeymiş gibi sundu, ancak tahvillerdeki çalkantı devam ederse, ECB başkanı en azından söylemlerini artırmak zorunda kalabilir. Euro bölgesinde ekonomik büyümedeki artış, ECB'nin yönetim konseyinin tekrar tekrar uyarıda bulunduğu gibi, birçok üye ülkedeki reform hızının yavaşlaması gibi talihsiz bir yan etkiye sahip. Risk, daha değersiz Euro ve petrol fiyatlarının yarattığı itici güçler kaybolduğunda, Euro bölgesi ekonomisi kamu borç krizi süresince birkaç yıl boyunca bir türlü içinden çıkamadığı düşük büyüme bölgesine yeniden girmesi olacaktır. Diğer taratan, tasarruf tedbirleri de biraz azaldı – 1. Çeyrek boyunca kamu harcamaları yıllık bazda %1.1 arttı – ve özel sektör borç artışı pozitife dönüyor; bunların her ikisi de Euro bölgesinde büyümeye yardımcı olacaktır. Dolayısıyla, büyüme 2015'in ikinci yarısında devam edecek, ancak mevcut büyüme seviyesinde bir artış yaşanması çok zor.
ABD POZİTİF, AVRUPA NEGATİF
ABD ve Avrupa arasında 2006-2011 yılları arası 12 aylıkfiyat kazanç oranları %18,1'den, %2.1 'e çöktü. ABD  hisse senetlerinin yüksek karlılık, büyüme ve daha iyi analiz edilebilirliği dolayısıyla daha primli olma olasılığı yatırımcılar tarafından değerlendirmeye alınabilir.
DAIMLER HİSSESİNDE DEĞERLEME
Daimler hisse senedi, bu yıl %22 yukarıda ve Avrupa'daki güçlü makro görünüm ve düşük Euro şirketin satışlarını bu yıl yükseltebilir. Bununda ötesinde hissenin mutlak ve göreli anlamda ucuz görünmesi yatırımcılar tarafından değerlendirmeye alınabilir.
 
Sayı oyunları:
Euro bölgesi hala zorluklar içinde kıvranırken, USD yukarı yönlü hareketini sürdürebilir . Ancak bütün bunlar sayılara ve ABD'deki toparlanmanın kalıcı olup olmayacağına bağlı.
Genelde daha önce elde edilen büyük getirileri konsolide etmekle geçen bir çeyreğin ardından, ABD doları bu yılın üçüncü çeyreğinde tüm dikkatimizi vermemizi istiyor. ABD ekonomik verilerine ve Merkez Bankası'nın Eylül ayında yapacağını belirttiği ve dokuz yıldan uzun bir süredir ilk artırım olacak olan faiz artırımına bağlı olarak USD yeniden değer kazanabilir.

Bu yıl USD'nin hareketini kısaca özetleyelim: Dolar 1. Çeyrekten beklentilerin üzerinde bir performans gösterirken, Euro beklentilerin altında bir performans çizdi ve bu ikisinin kombinasyonu sonucu EURUSD çifti Avrupa Merkez Bankası tarafından Mart ayının başlarında yapılması planlanan büyük nicel gevşeme beklentilerinin eşliğinde, Mart ortalarında 1.0500'a kadar düştü.
Piyasa öngörüleri
Ancak Avrupa Merkez Bankasının nicel gevşeme kapsamındaki satın alımlarının gerçekten başlamasından sadece birkaç gün sonra EURUSD çifti en düşük değerini gördü; zira piyasa bu hamleyi gerçekleşmeden önce fiyatlandırmıştı ve 1. Çeyrek ilerledikçe negatif ABD büyüme rakamları ile gittikçe daha çirkin bir resim ortaya çıkıyordu. Daha sonra 2. Çeyrekte Avrupa tahvil piyasasındaki yıkıcı hareketlerin ardından EURUSD çiftinin yükselmeye başladığını gördüm. Bunların Avrupa Merkez Bankası tarafından yapılan tahvil alımlarından bir adım önce hareket edebilecekleri konusunda kendilerine fazla güvenen tahvil yatırımcılarından kaynaklandığı görülmektedir.
Dolayısıyla, nicel gevşeme tam olarak uygulanmakta olsa da, Almanya'dan Portekiz'e kadar bağımsız Avrupa tahvilleri ironik bir şekilde Nisan ayının sonlarından Haziran'a kadar büyük kayıplarla sarsıldı. Avrupa Merkez Bankası ve AB ulusal merkez bankalarının satın almak için yeteri kadar tahvil bulamayacakları yönündeki önlenemeyen spekülasyonların ardından sadece birkaç hafta sonra tahvil getirilerinde büyük sıçramalar gerçekleşti.
Net İŞARETLER GEREKL İ
Bundan sonra, 3. Çeyreğe girilirken EURUSD çiftinde yeniden satış trendi oluşması için Avrupa Merkez Bankası'nın Avrupa tahvil piyasasının kontrolden çıkmasını engelleyebileceğinin işaretlerini görmeliyiz (göremezsek, artan getiriler Avrupa ve Euro için bir noktada büyük bir stres kaynağı haline gelecektir).
Buna ek olarak, EURUSD ve daha geniş anlamda USD için Fed faiz oran artırımının daha yüksek ve yukarı yönlü sonuçlar verebilmesi için Haziran'dan Ağustos'a kadar olan süre içerisinde ABD'den gelen verilerin yeterli bir iyileşme göstermesi gereklidir. Özellikle de ABD'den gelen veriler işsizlik oranını daha da arttığını ve maaş artışlarının 2009 yılından bu yana ortaya çıkan ve yıllık olarak en yüksek değerin %2.3 olduğu aralığın üzerinde gerçekleşmesi durumunda bu ortaya çıkacaktır.
3. Çeyrekte dokuz yıldan uzun bir süredir ilk defa Eylül ayında yapılacak olan Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısında ABD Merkez Bankası tarafından gerçek bir faiz artırımı görme potansiyelimiz var – Haziran ayındaki ekonomik veriler, özellikle de istihdam ve maaş artışı, yüksek çıkarsa bu faiz artırımına işaret edilebilir. Bu noktada Fed hem siyasi nedenlerden dolayı (faiz artırımı son beş yıl boyunca uygulanan politikaların başarılı olduğunu ileri sürmelerini sağlayacak bir sırt sıvazlaması niteliğinde olacaktır) hem de bu toparlanmanın zaten ilerlemiş olması ve ilk faiz artırımı (veya artırımları) yapıldıktan sonra başarısızlık sinyallerinin gelmesi durumunda işleyecek bir şeylere sahip olmak amacıyla oranları normalleştirmek için herhangi bir mazereti memnuniyetle karşılayacaktır.
Fed faiz oranlarının 2016'nın sonlarına doğru ancak %1.00'a ulaşması beklenirken, Fed'in faiz oranları beklentilerinde yukarı yönelik düzeltmeler yapabilmesi için yeterince yer bulunmaktadır.
Çeyrekte G-10 görünümü   Döviz 3. Çeyrek Görünümü
USD
Fed'den beklentiler artıp derinleşirken USD'nin toparlanmasının devam etmesi bekleniyor.
EUR
ECB 2016'nın sonuna kadar nicel gevşemeye devam edecek. 3. Çeyrekte özellikle de USD'ye karşı zayııf görünümün devam etmesi bekleniyor.
JPY
Fed normalleşme için çaba sarf ederken tahvillerin getirisi artmaya devam ederse, USDJPY yükselebilir, ancak Japonya Merkez Bankası aşırı zayıf JPY'ye dayanabilir ve JPY çiftleri düşebilir.
GBP
Önemli bir gelişme beklenmiyor – GBPUSD ve EURGBP için temel beklentiler aşağı yönde. Yapısal dengesizlikler GBP için uzun vadede bir sorun olarak görünüyor.
CHF
Yunanistan anlaşması ve değerde ortalamaya dönme hareketi dikkate alındığında, CHF'nin ciddi bir aşağı yönlü hareket potansiyeli bulunduğu görülüyor.
AUD AUDNZD yükselmeye devam edebilir, ancak AUDUSD'nin yeni düşük seviyelere inmesi bekleniyor.
CAD USD karşısında zayıf, ancak güçlenen ABD ekonomisinin etkisiyle bazı çiftlerde güçlü.
NZD
Yeni Zelanda Merkez Bankası'nın yatıştırıcı hamlelerinin ardından daha fazla zayıflık bekleniyor, uzun vadeli aşırı değerlenme sadece kısmen sona erdi.
SEK
Çok yatıştırıcı bir Riksbank – ancak enflasyon genel olarak gevşiyor, düşük değerlenmeden dolayı çok düşük seviyelerden ortalamaya dönüş beklenebilir.
NOK
Petrol fiyatları iyileşmezse Norges Bank'ın yatıştırıcı hamle yapma potansiyeliyle henüz tehlikeyi tam olarak atlatmış değil.
USD ve JPY karşısında kısa EUR Son çeyrek boyunca ve daha çok da EURUSD çiftinde yaşanan uzun konsolidasyonun ardından, 3. Çeyrekte Euro'nun yeniden aşağı doğru yöneleceği beklenebilir, ancak bunun beklediğimiz gibi gerçekleşmesi için Avrupa tahvil getirilerinin ABD tahvillerine göre daha yavaş yükseldiğini görmemiz gerek.
CAD karşısında kısa AUD ve NZD Bir "alt plan yatırım" fırsatı kendisini gösterdiğinde, bu göz ardı edemeyeceğiniz kadar çekici olur. AUD ve NZD için aşağı yönlü risklerle birlikte, burada Kanada Doları için kısa pozisyon açma fırsatı bulunuyor.
Kısa CHF opsiyonları CHF'nin normalleşme şansı Yunanistan çözümünün diğer tarafını gördükten sonra ciddi bir şekilde yükselebilir ve uzun EURCHF ve/veya USDCHF alım opsiyonları aşağı yönlü CHF'ye yatırım yapmak için tercih edebileceğiniz yöntemler olarak ortaya çıkabilir.
 
Tahvillerde satış baskısı geri döndü
Merkez Bankası'nın faiz artırımı ciddi bir olasılık olarak ufukta belirirken, yatırımcılar ABD'deki normalleşmenin ve Euro bölgesindeki nicel gevşeme odaklı büyümenin tahvil piyasalarını nereye götüreceğini merak ediyor.Küresel tahvil getirilerinde son zamanlarda yaşanan artış finans piyasalarında çok önemli bir konu olarak kendisini kabul ettirdi ve dünyanın dört bir yanındaki analistler mevcut seviyelerinin 2008'den sonra getirilerde yaşanan sürekli düşüşten nihai bir dönüş olduğu konusunda hemfikirler.
Peki bu sefer ne yanlış gidebilir? ABD ekonomisi şu anda daha iyi bir görünümde ve Avrupa'da da ekonomik duyarlılık yükselişte. Yunanistan bir kenara bırakılırsa, piyasada gerçek anlamda kritik bir tetikleyici bulunmuyor ve Avrupa'nın kutsal üçlüsü düşünüldüğünde – düşük petrol fiyatları, zayıf Euro ve Avrupa Merkez Bankası tarafından yapılan tahvil alımları – bunun ekonomiyi canlandırması ve enflasyon beklentilerini ve getirileri yükseltmesi gerekir… değil mi?
Bu yaklaşım oldukça mantıklı, ancak özellikle de Avrupa söz konusu olduğunda, maalesef dikkate alınması gereken diğer bazı faktörler var.
Çok fazla, fazla erken?
Yunanistan borç krizi çok kritik bir aşamaya girdi, ancak hala her an bir geçici çözüm bulunma olasılığı yüksek. Bu denklemde Yunanistan'ı göz ardı etsek bile, Euro bölgesi henüz yeterince canlanmış değil; zira giderek gelişen küreselleşme içerisinde ayakta kalmak istiyorlarsa Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekiyor. Eğer bu olmazsa, kolaylıkla kısa bir yükselişe ve ardından da ağır bir baş dönmesine tanıklık edebiliriz. Ancak şu anki en büyük sorun getirilerin aşırı hızlı bir şekilde artmasıdır. Bu, öyle ya da böyle, teşviklere dayalı olan finans piyasasına zarar verecektir.
Japonya ve ABD tarafından izlenen yol bizlere nicel gevşemenin uzun vadeli bir tırmanış olduğunu ve retorik silahların, büyük teşviklerin ve yeni satın alım programlarının bir arada kullanılmasının para birimini zayıflatmada ve finansal piyasaların, özellikle de hisse senetleri piyasasının güçlenmesinde başarıya ulaşabileceğini gösterdi.
Süper Mario'yu TAKİP Etmek
Şu anda nicel gevşemede elde ettiği getirilerin birçoğunu kaybetmekten korkan, çekingen bir Avrupa Merkez Bankası görüyoruz. Euro bölgesi nicel gevşeme zamanındaki görünümünün aksine, kendi dinamiklerine sahip bir ekonomi değil ve zayıf Euro ve düşük petrol fiyatları piyasada etkili oluyor. Bunların altında, Avrupa Merkez Bankasının hamlelerinin ilk etkilerinin kolaylıkla silinebileceği ve Euro bölgesinin bir kez daha durgunluğa sürüklenebileceği bir ekonomi yatıyor. Dolayısıyla, Avrupa Merkez Bankasının "nicel gevşeme yolunda" ilerlemeye devam edeceğinden ve bunu büyük ihtimalle ABD ve Japonya'nın yaptığı şekilde, yani Euro'nun za yıflamasını hızlandırmak için tahvil piyasalarını kullanarak ve yatırımları hisse senetlerine ve daha riskli varlık sınıflarına yönlendirerek yapacağından eminiz.
Bu bağlamda, Avrupa tahvillerinin getirileri kendilerinden bağımsız faktörlere bağlıdır. Ne kadar çok Avrupalı nicel gevşemenin gerçekten işe yaradığına inanırsa, getiri oranları o oranda yavaş yavaş yükselmeye başlayacaktır; ancak on senelik bir kış uykusunun ardından ekonominin yavaş da olsa büyümesi devam ederken, bu sağlıklı bir yükseliş olacaktır.
Ufuktaki FAİZ artırımı
ABD'ye dönersek, ilk faiz artırımını bu yılın sonlarında veya önümüzdeki yılın başlarında göreceğe benziyoruz. Bu aynı zamanda şu ana kadarki en çok tartışılan ve beklentilerin en yüksek olduğu faiz artırımı olacak ve faiz artışı yaklaşırken yapacağım değerlendirmelerde üç faktör etkili olacak:
• Paranın aşırı değerlenmesinin ve buna bağlı olarak ABD ekonomisinde yaptığı soğutma etkisinin son altı ay içerisinde piyasadaki beklentileri aşağıya çektiği açıkça görüldüğünden, güçlü dolar Merkez Bankası'nın "tek seferde halletme" seçeneğini benimsemesine yol açacaktır.
• Kaya petrolü ve diğer enerji kaynaklarındaki gelişmeler emtia kaynaklı enflasyon riskini azaltmıştır. Küresel büyüme başarı sağlasa bile, enflasyonun bir enflasyon tetikleyicisi olması çok zordur ve Merkez Bankası da bunu bilmektedir.
• Bernanke'ın 2013 Mayıs'ında tahvil alımını azaltmaya yönelik açıklamalarından bu yana gelişmekte olan piyasa varlıklarında sıçramalar meydana gelmiştir, ancak gelişmekte olan piyasaların birçoğu bu sürecin sonunda gelişmiş piyasalara kıyasla önemli bir getiri elde edememiştir. Jeopolitik risk faktörleri ve düşen risk alma isteği ile birlikte aşırı bir korkunun ortaya çıktığına ve yatırımcıların bir noktada –büyük ihtimalle ilk faiz artırımından sonra- bundan yararlanacağına inanıyorum.
Bu faktörlerden dolayı çekirdek getiri eğrilerinde aşırı getiri primi ve bunun yanında belli başlı gelişmekte olan piyasaların, özellikle de Latin Amerika'nın, şirket tahvillerinde aşırı risk primlerinde kolaylıkla karar kılabilirim.
Strateji 1
Siyasi çalkantı içerisinde faaliyet göstermeye çalışmak hiçbir zaman kolay değildir, ancak Banco do Brasil bunu başarıyor ve ayrıca ilk çıkarttığı tahvillerin Yatırım Kategorisi derecelerini de sürdürüyor. Siyasi istikrarsızlık süreklilik arz ederken ve yükselen piyasalardan sermaye kaçışı kaygısı mevcutken; %15'in üzerinde sağladığı getiri bu bankayı Güney Amerika'da bir güvenli liman haline getiriyor.
Strateji 2
Avrupa kredi yönetim hizmetleri şirketi Lindorff Group güçlü bir 1. Çeyrek geçirdi ve geçtiğimiz yıl ilk defa çıkarttığı tahvillerin ardından oldukça iyi bir performans sergiledi. Kısa bir süre önce tahvil piyasasındaki dalgalanmalardan dolayı 110 seviyesinden yaşadığı düşüşün ardından tahviller yeniden yükselişe geçmeye hazır.
 
Otobüsü park etmek
Piyasalara saldırmanın da, defans yapmanın da bir zamanı var. Üçüncü çeyrekte gerçekleşmesi olası oldukça dalgalı yatırım iklimi kesin bir şekilde "bu üç ay için sahip olduklarını koru" işareti veriyor.
Piyasalarda oldukça zorlu bir döneme giriyoruz, ABD'den 2006 yılından bu yana ilk oran artırımı olacak olan -benim de bu konuda çok katı olduğum- ilk faiz artırımının gelme potansiyeli bulunuyor. Bu hamleyi daha da olağanüstü kılan şey, finansın tıpkı hayatın ta kendisine benzemesidir, önemli olan kesinlikten çok göreliliktir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, ABD oranlarının artmasına yaklaşılması ile gittikçe artan küresel kaymalar görürken, dünyanın geri kalanında bir rahatlama eğilimi var.
Bütün bunlara ek olarak, Yunanistan ve Euro Bölgesinin kalmalı mıyım, gitmeli miyim? şarkısını biraz fazla dinlemiş gibiyiz. Yunanistan'ın –"sonunda artık kaldığımız yerden devam edebiliriz" bakış açısında oldukça sağlıklı görünen- Euro bölgesini terk etmesi varlık sınıflarında küresel olarak, özellikle de bazı hisse senedi piyasalarında, çok ihtiyaç duyulan düzeltmelere yol açacak bir sistematik şok etkisi yapabilir.
Dolayısıyla, bütün bunlar 3. Çeyrekte yatırım yapmak için doğru öntemi seçmeyi oldukça riskli hale getiriyor. Genel olarak piyasalarda para kazanmanın ve piyasada para kaybetmemenin ayrı ayrı zamanları vardır ve şu anda açıkça görülebileceği gibi, ikincisi geçerli. Dolayısıyla, 3. Çeyrek yatırım değerlendirmelerimi "otobüsü park etme" olarak tanımlayabileceğim defansif bir bakış açısı ve tüm varlık sınıflarında ciddi düzeltmeler ve karşı hareketler oluşması beklentisi ile yapıyorum.
Açıkça görülebileceği gibi, burada en önemli risk Fed'in hiç faiz artırımı yapmaması (oldukça düşük bir olasılık) ve Yunanistan meselesine bir çözüm bulunmasıdır (%10-20 ihtimal); bu durumda risk ve gelir daralması odaklı ticaret küresel olarak yeniden geri dönebilir. Bu ortamda, portföyde risk dengelemesi yapmak için, bir dalga- lanma patlaması beklentisiyle 13.00 altında VIX satın alınabilir.
1.1300'dan 1.15'e kadar EURUSD çiftinde kısa pozisyon alınabilir ve Yunanistan'ın Euro bölgesini terk etmesi ve/veya Fed faiz artırımında çiftin değerinin düşmesi hedeflenebilir. Yatırımcılar tarafından değerlendirilebilecek 2 yatırım stratejisi : 
1. Russell 2,000'de uzun put opsiyonu pozisyonu ,
 2. Japon merkezli Softbank'ta uzun pozisyon.
"Yunanistan'ın Euro bölgesini terk etmesi varlık sınıflarında küresel olarak çok ihtiyaç duyulan düzeltmelere yol açacak bir sistematik şok etkisi yapabilir"

Starteji 1:
Russell 2,000'de uzun Put POZİSYONU
Önümüzdeki birkaç ay içerisinde Yunanistan'ın Euro bölgesini terk etmesi ve/veya Fed faiz artırımı potansiyelinden doğan düzeltme biçiminde yüksek dalgalanmalar görebileceğimiz görüşüyle, orta vadeli put opsiyonlarında uzun pozisyon yatırımcılar tarafından değerlendirmeye alınabilir. Bu aşamada Russell endeksi iyi bir seçenek olarak ön plana çıkmaktadır.
Strateji 2:
Japon merkezli Softbank'ta uzun POZİSYON
Softbank'ın 2014 yılının başlangıcından itibaren Topix'de %45'lik gecikmeye sahip olduğu ve bu arayı kapatacağı düşünülürse, bu yatırımın aşağı yönlü sınırlı bir riski olduğu düşünülebilir. Softbank'tan Son'un Yahoo Japonya & Alibaba'ya yatırım yapması bir rastlantı değildir; zira kendisi finansal açıdan Jobs ve Musk seviyesinde oldukça cesur bir macera severdir.